Sansüzsüz İnternet

homofobi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
homofobi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2010 Pazar

medya üzerine sayıksamalarlarlar :)

uzun süredir taraf okumuyorum, çünkü cidden midem bulanmıştı nişanyan'ın karısıyla olan meselesi sırasında taraf'ın birçok köşe yazarının yazdıklarından. topyekün bir erkek saldırısı vardı, üstelik bu yazarlardan bir tanesi de funda bilmemne adıyla ve flu bir kadın resmiyle yazan (asıl adının ahmet altan olduğu rivayet edilen, ki erkekler neden takma kadın adlarıyla yazarlar hiç anlamamışımdır) kişiydi. neyse, hoş diyeceksiniz "cinsiyetçi olmayan gazete mi var", yok vallaa. bayaa bi süredir gene radikal okuyorum ama yeni hali resmen içerik olarak iyice hürriyet'e yaklaştı, özellikle de şu çeşitli vesilelerde yer verilen çıplak kadın resimleri. bu ortamda da daha bi yirmi sene cinsiyetçilikle bir parça da olsa meselesi olan bir günlük gazete görmek hayal. bir ara birgün alıyordum, o da bayaa bi fenaydı bu konuda. "analarımız, bacılarımız, kadınlar bir çiçek" modundaydı en fazla. gene de arka sayfa güzeli başlığıyla verdiği çeşitli hoş resimler (hayır, çıplak kadın resimleri değil, buna eleştiri olarak hakikaten estetik, esprili, yaşamdan hayvan, kadın, erkek, çocuk, vs resimleri) güzeldi. ama genel cinsiyetçi tonu silmeye yetmiyordu. gündem alıyordum bir ara, orda da bi yerden sonra artık birinci sayfada kaç tane kafası kopuk ceset resmi görmeye dayanabilirim bilemedim, bıraktım. gene de en iyisi cinsiyetçilik anlamında belki gündem'di, hatırlamıyorum. radikal şimdi lgbt konusunda da bayaa istikrarsız. bi yandan olumlu haberler yaparken bi yandan da yeni günlük magazin eki Hayat'ın kapağında "onasis'ten karanlık itiraflar: 'türk subayıyla homoseksüel ilişki yaşadım'" gibi başlıklar atmaktan geri durmuyor. maya cinsiyetçi ve homofobik olunca... off of, medyadan yana dertliyim. iyi ki bianet var ama internetten gazete okumaya alışamadım. benim için hala gazete kahvaltı masasında, ya da otobüste okunan birşey! :)

15 Nisan 2010 Perşembe

LGBT Sohbetler: hepsi bir arada :)

LGBT temalı, kâh genel gündemden, kâh başka gündemlerden sohbetler

LGBT Sohbetler"in yeni bölümlerini her hafta Pazartesi akşamından itibaren izleyebilirsiniz!
Yorumlarınızı bekliyoruz.



Ayrıca 4. videoda konuştuğumuz konularla ilgili şu yazılara göz atabilirsiniz:
Homoerotizm a la turca...

Osmanlı’da Eşcinsellik Çalışılmalı

Türkiye, eşcinselliği suç olmaktan çıkaran ilk ülkelerden biri mi?

Osmanlı'da arzu ve aşk

13 Nisan 2010 Salı

LGBT Sohbetler 4: Homofobi Avrupa'dan mı ithal?

"LGBT Sohbetler"i her hafta Pazartesi akşamından itibaren izleyebilirsiniz!

LGBT Sohbetler 4: Homofobi Avrupa'dan mı ithal?

Bu kez de eşcinselliğin Batı'dan ithal olduğuna dair basmakalıp görüşü sorguluyoruz. Eşcinsellik mi Batı'dan ithal, yoksa homofobi mi? İki yüzyıl öncesine kadar bu coğrafyada pek de homofobinin izine raslamıyoruz gibi. Bu videoda bunları tartışıyoruz.

Bu konularla ilgili şu yazılara da göz atabilirsiniz:
Homoerotizm a la turca...

Osmanlı’da Eşcinsellik Çalışılmalı

Türkiye, eşcinselliği suç olmaktan çıkaran ilk ülkelerden biri mi?

Osmanlı'da arzu ve aşk

Yorumlarınızı bekliyoruz.

LGBT Sohbetler 4: Homofobi Avrupa'dan mı ithal?

--------------

6 Nisan 2010 Salı

LGBT Sohbetler 3: Eşcinseller seks düşkünü mü?

LGBT Sohbetler'i her hafta Pazartesi akşamından itibaren izleyebilirsiniz!
LGBT Sohbetler'in bu haftaki konusu, eşcinsellerin seks düşkünü olduğuna dair, basmakalıp, egemen görüş. Bu ne kadar doğru? Bu videoda bunu tartışıyoruz.
Yorumlarınızı bekliyoruz.

LGBT Sohbetler 3: Eşcinseller seks düşkünü mü?

--------------

26 Mart 2010 Cuma

homofobinin kaynağı eşcinseller mi yani?

LGBT temalı, kâh genel gündemden, kâh başka gündemlerden sohbetler

yaygın bir söylem var, "birisi homofobik bir söz söylüyorsa o kişi mutlaka gizli eşcinseldir."

bu videoda bu söylem sorgulanıyor.

-----------

2 Mart 2010 Salı

ne haber'sin ne türk'sün elif şafak

http://www.lambdaistanbul.org/php/main.php?menuID=6&altMenuID=&icerikID=8564#

homo/transfobi tıkırında...

Şafak bence yukarıdaki yazısında öyle çamlar devirmiş ki, sözler yetmiyor eleştirmeye. kendi homo/transfobisini başkalarına, örneğin "kimi edebiyat tarihçilerine" yüklemiş, ki bu da fobinin sinsi bir türü. "ben öyle demiyorum, 'toplum' diyor". :(

yazıdan örnekler:

"En olmadık renkler (eflatun, bordo, turkuaz), en olmadık kumaşlar (şifon, saten, ipek) içindeydi."
(kime göre olmadık?)

"Kimselerin anlamadığı takıntıları vardı: porselen biriktirirdi mesela, mavi-beyaz çay fincanları, yemek takımları."
(kimin anlamadığı 'takıntı'? bir kadın porselen biriktirseydi, şafak yine yine 'kimselerin anlamadığı takıntı' olarak adlandıracak mıydı bu koleksiyon merakını?)

"Hiçbir zaman utanmadı renkli kişiliğinden."
(renkli kişilik? bu televole lisanı bayatlamadı mı?)

"Oscar Wilde'ın sıradışı hayatı"
(yaftalamanın bir yolu)

"annesi tarafından yanlış yetiştirildiği"


"aslında hep bir kız çocuğu olsun istedi. Olmayınca, oğlu Oscar'ı kız çocuğu gibi giydirdi, fırfırlı elbiseler, kurdelalar, şapkalar içinde. Kimilerine göre, annesi böyle bir yol seçmemiş olsaydı Oscar Wilde ne bu kadar rüküş olurdu, ne de gay. Ne böyle şatafatlı giyinirdi, ne de böyle sakıncalı temalar hakkında yazılar yazardı."
('kimileri' kim? neden açıkça 'bana göre' diyemiyor şafak?)

aslında yazıyla ilgili daha yazacak çok şey var ama yorgunum. habertürk yorgunuyum. çünkü az önce habertürk kanalında "hülya avşar soruyor" programını izledim ve bilin bakalım konu neydi?

8 Ocak 2010 Cuma

Nişanyan'ın Taraf'tan kovulması

Ben açıkçası bir süredir Türkiye'deki hiçbir günlük gazeteyi pek beğenmiyorum, gönül bağı beslemiyorum. Hiçbirinin de basın etiğinin temel ilkelerini pek fazla umursamadığını düşünüyorum. Kısa bir dönem heyecanla takip etmiş olmakla birlikte Taraf'tan da genel olarak hazetmiyorum, diğerlerinden haz etmediğim gibi. Bir defa cinsiyetçilik ve LGBT konusunda duyarsızlık, yani kısaca "eril dil", istisnasız tüm gazetelerin muzdarip olduğu bir illet. Taraf'ın benim için bittiği an, Etyen Mahçupyan ve birkaç başka önemli yazarının, Nişanyan'ın karısının kafasından aşağı bok dökme (mecazi bir eylem değil) olayında Nişanyan'a ciddi destek çıkmaları, feministlere fırça çekmeleri oldu. Bu olaydan kısa süre sonra da, nispet yapar gibi Nişanyan'ı gazetede yazar yaptılar. Nişanyan da zaten aldığı destekle birlikte, yaptığı olaydan pişmanlık duyduğunu göstermedi.

Şimdi bu alıntılanan bölümde Nişanyan'ın sözleri bence hakaret değil. Bence oldukça da doğru, bu konu Türkiye'de tabu ve ben kendimi bildim bileli hep de öyle oldu. Kadına yönelik şiddet uyguladığında agresif bir biçimde yanında olanlar, şimdi dini sorguladığı yazı yüzünden Nişanyan'ı kovdularsa, bu artık Taraf'ın neyden yana taraf olduğunu açıkça gösteriyor. Ordu eleştirisi yapmaya gelince (ki tabii çok ihtiyaç var bu ülkede) o zaman sınır yok, ama iş çoğunluğun dinini sorgulamaya gelince, o zaman aniden frene basılıyor. Bu da Taraf'ın tarafını açıkça gösteriyor.